21 Eylül 2009 Pazartesi

ABD yüzünü BM'ye dönmeli

BM, Irak'ta bir liderlik rolü üstlenmenin yolunu bulamadığı sürece, ihtiyaç duyduğu siyasi ve mali kaynakları seferber etmek konusunda giderek daha fazla güçlük yaşayacak.

Birleşmiş Milletler zorlu bir dönemden geçiyor. Bush yönetiminin tek yanlı hareket etmesi ve önleyici savaş doktrini, BM'nin kolektif güvenlik ilkesine yönelik ciddi bir meydan okuma ve örgütün bugüne kadarki etkinliği açısından tehdit oluşturuyor.
Bush yönetiminin göreve gelmesinden bu yana, ABD'nin son iki kuşaktır inşa etmek için büyük emek harcadığı çokuluslu diplomatik sistem azar azar aşındırıldı. ABD yönetimi küresel ısınmayla ilgili Kyoto Protokolü'nden çıktı, Uluslar arası Ceza Mahkemesi'ne savaş açtı ve uluslararası silah denetim kuruluşlarıyla silah denetçilerinin itibarını sarstı. Irak'taki savaş bu çatışmaları doruk noktasına getirdi.


BM'ye ihtiyaç var

Washington'ın işgale kalkışmasının BM Güvenlik Konseyi'nde yarattığı bölünme halen aşılabilmiş değil. Fakat Irak işgalini takip eden aylar, ABD'nin, BM'nin uluslararası meşruiyeti sağlama gücüne ve ulus inşasında giderek artan tecrübelerine hâlâ ne kadar çok ihtiyacı olduğunu gösterdi.
BM, Irak konusunda fikir ayrılıklarına düştükten sonra bile, bu yerle bir olmuş ülkenin yeniden inşasında yapıcı bir rol oynamaya çabaladı. Bunun bedelini de ödedi: Geçen ağustosta Bağdat'taki BM karargâhına yönelik terörist saldırı, belki de BM'nin tarihinde aldığı en büyük darbeydi. Bu saldırıda aralarında üst düzey bir BM diplomatının da olduğu 21 kişi öldü. İşgale mesafeli olmasına ve işgal sonrasında kurulan yönetimden dışlanmasına rağmen BM kendisini Iraklı gerillaların başlıca hedeflerinden biri konumunda buldu. Bilhassa da kolay bir hedefti, zira yardım ve yeniden inşa faaliyetlerini aşılmaz bariyerlerin ardında sürdürmek imkânsızdı.


Sorun Irak'ın ötesinde

Ağustostaki saldırı sonrasında BM Irak'tan tamamen çekildi. BM'nin küresel kaygıları Irak'ın da ötesine geçiyor. Afganistan'da üst düzey bir BM diplomatı, tümüyle seçilmiş bir hükümete geçiş sürecini desteklemekle sorumlu. BM, İsrail-Filistin sorununda çözüm kapısı aralamaya çalışan dörtlünün de bir üyesi. BM'ye bağlı nükleer denetim merci Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, nükleer silah programlarını saptamakla görevli.
BM'nin en az bunlar kadar mühim rollerinden biri de eğitim, sağlık ve yoksullukla mücadele programları yürütmesi; bu programlar gelecekte ortaya çıkabilecek yeni silahlı çatışmaların önüne geçmek bakımından son derece önemli. Bu programlara yönelik çalışmalara Irak anlaşmazlığının ve bunun sonucunda BM ile ABD arasında baş gösteren gerilimin gölgesi düşmüş durumda. BM, Irak'ta bir liderlik rolü üstlenmenin yolunu bulamadığı sürece, ihtiyaç duyduğu siyasi ve mali kaynakları seferber etmek konusunda giderek daha fazla güçlük yaşayacak.
Bush yönetimi ise kayıtsız tutumunu sürdürüyor. Beyaz Saray, BM silah denetimlerinin (son örneği Libya) etkinliğini sorgulamaya devam ediyor. BM'nin açık siyasi meşruiyet noksanlığına dair endişelerini görmezden gelen ABD, örgütün Irak'a dönmek konusundaki gönülsüzlüğünden yakınıyor. Fakat BM, gelecek temmuzda Irak'ın egemenliğinin yeniden tesis edilmesine dek beklemeyi kaldıramaz. Önümüzdeki haftalarda daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda.


Başlangıç yapılmalı

Washington da, BM'den yakınmak yerine, onun geri dönüşünü kolaylaştıracak koşulları hazırlamalı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM yetkilileri, Amerikan işgal yönetimi ve Irak Geçici Hükümet Konseyi arasında üçlü bir toplantı yapılması yönündeki önerisi ciddiye alınmalı; Annan'ın önerdiği toplantıda, Irak'ın kendi kendini yönetmesiyle sonuçlanacak geçiş sürecinde
BM'nin ne gibi bir rol oynayabileceğinin açıklığa kavuşturulması öngörülüyor. Washington ve BM arasındaki anlaşmazlıkların tek bir toplantıda çözüme kavuşturulması beklenemez elbette. Fakat yararlı bir başlangıç noktası olabilir.
ABD'nin Irak'ta BM'ye, yönetimin süregiden sorunları için bir şamar oğlanı olarak değil, etkili bir partner olarak ihtiyacı var. BM'nin işin içine girmesi lazım; bunu bir an önce yaparak, Irak halkına karşı sorumluluklarından kaçmadığını göstermesi lazım. BM, Irak'ın egemen uluslar topluluğuna geri dönüşü sürecinin biçimlendirilmesinde güçlü bir rol üstlenerek, küresel etkisinin marjinalize edilmesine izin vermemeye kararlı olduğunu da gösterebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

kültür üniversitesi