12 Eylül 2009 Cumartesi

ABD, ordusunu çok zorluyor

ABD ordusunun aktif görevde bulunan askerlerinin üçte biri şu an Irak'ta. Pentagon bahar mevsimine doğru büyük kısmını geri çağırmayı, yerine yeni birlikleri göndermeyi planlıyor. Bu askerlerin birçoğu normal denizaşırı görev süresini epey aşmış ve olağanüstü zorlu şartlarda görev yapmış olacak. 130 bin Amerikalı eve dönmek için Irak'tan ayrılırken, yaklaşık aynı sayıda asker onların yerini alacak. Bu noktada şöyle bir durum ortaya
çıkıyor: ABD dünyanın bir başka köşesine ilave asker göndermek zorunda kalması halinde epey güçlük çekecek.
Bush yönetiminin barış zamanındaki silahlı kuvvetleri en son sınırına kadar zorladığına dair bundan daha açık bir işaret bulunamaz. Washington gerçekdışı ihtirasları ile Pentagon'un sınırlı kaynakları arasındaki mesafeyi gideremeyecek; bu da Amerika'nın askeri gücünün uzun vadede yara alması demek. Bush yönetimi için tek çözüm, dış politikada daha ılımlı, işbirliğine açık bir tarza geri dönmesi, ABD'nin üzerindeki askeri yükleri paylaşabilme imkânına sahip Avrupalı müttefiklere karşı daha makul tutum takınması.


NATO küstürülmemeli
Amerikan stratejistlerinin büyük bölümünün korkusu şu: Asker rotasyonları uygulanmaya başladıktan ve geçici bir Irak hükümeti kurma çalışmaları hız kazandıktan sonra Irak'taki saldırılar, en azından bir süre için yoğunlaşabilir. Bush yönetimi NATO müttefiklerini yanına çekmek yerine küstürdüğü sürece, 100 binden fazla Amerikan askerinin daha aylarca görev yapması gerekecek. Halihazırda hızlı bir eğitim sürecinden geçirilen yeni Irak askerleri bir parça ferahlama sağlayabilir. Fakat askeri yeterlilikleri ve siyasi güvenilirliklerine dair kuşkular söz konusu. Washington çok fazla acele ederse, Saddam Hüseyin'in eski güvenlik
güçlerini, Amerika'nın dağıttığı yeni üniformalar içinde diriltmekten başka bir şey başaramayabilir.
Bu arada Kuzey Kore, Afganistan veya başka bir yerde ani bir kriz patlarsa, Pentagon karşılık vermekte güçlük çekebilir. Bir süre için yorgun birlikleri tekrar cepheye sürerek, yedekleri silah altına alarak ve sakin, fakat hâlâ hassas konumdaki bölgelerden asker ödünç alarak idare edebilir. Fakat bu tür önlemlerin uzun vadedeki sonuçları acı olur. Beyaz Saray, tek yanlı politikasının ordu üzerinde ne gibi hasarlar yaptığını görmeli ve tahribat onarılamaz hale gelmeden rotasını değiştirmelidir. (Başyazı, 30 Aralık 2003)

Baro: Başbakan'dan açıklama bekliyoruz

Ankara Barosu Başkanı Semih Güner, insanların düşüncelerini örtemedikleri durumlarda, akıllarındakileri yansıtabildiklerini, Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı Hüsrev Kutlu'nun da bunun örneği olduğunu söyledi. Milletvekilleri ya da bakanlardan Atatürk'e karşı, zaman zaman içlerinde bastıramadıkları söylemlere üzülerek rastladıklarını belirten Güner, Kutlu'nun sözlerinin de onlardan biri olduğuna inandığını söyledi.
Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in de laik hukuk düzeniyle çelişen ifadeleri olduğunu işaret eden Güner, "Devletin bir numaralı bürokratının bu söylemleri dile getirmiş olması, özellikle ülkenin yeniden yapılanma sürecine girdiği günlerde kuşkularımızı yoğunlaştırmakta" dedi. Kısa zamanda Başbakan Tayyip Erdoğan'dan açıklama beklediklerini belirten Güner, şunları söyledi:
"Devleti yönetenlerin, söylemlerin doğru olmadığını, doğru olsa bile o düşünceye katılmadıklarını dile getirmesini bekliyoruz. Yürütme farklı düşünüyorsa ve bürokrat o görüşlerde ise, görevden alınmalı."

Dinçer: İstifa etmem

Dinçer, kendini savundu: Cumhuriyet'e karşı laf edecek birinin aklını peynir ekmekle yemesi lazım. Kötü bir niyetim yok.

Sivas'ta 1995'te bir sempozyuma sunduğu tebliğiyle gündeme gelen Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, kendini savundu. Tebliğinde Cumhuriyet ve laiklik karşıtı görüşlere yer veren Dinçer dün, 'Cumhuriyet döneminde doğmuş ve Cumhuriyet'e karşı laf edecek bir insanın, aklını peynir ekmekle yemesi gerektiğini' söyledi, AKP'ye sitem etti.
Dinçer, 1995'teki tebliğinde "Siyasi öncelikli İslami hareket devlet yönetimini ele geçirmeli. Şeriata karşı olup Müslüman kalmak, modern devletin dayatması. Cumhuriyet ilkesi zayıfladı ve işlevini kaybetti. Laiklik ilkesi de İslam'la bütünleşmeli" demişti.


'Ben samimi insanım'

Dinçer dün, Başbakanlık muhabirleriyle sohbet toplantısı düzenledi. Dinçer, önce, tebliğe ilişkin sorulara, "O konuda haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Konuşmayacağım. Ülkeyi germeyelim" diyerek girmek istemedi.
Dinçer sorular üzerine savunmaya geçti. "Cumhuriyet ve laikliğe karşı ifadeleriniz var. Bu iki ilke size neyi ifade ediyor?" sorusuna Dinçer şu yanıtı verdi:
"Bu ülkede Cumhuriyet döneminde doğmasına rağmen, Cumhuriyet'e karşı laf edecek bir insanın aklını peynir ekmekle yemiş olması lazım. Tebliğ bütün halinde değerlendirilmeli. Beni şu ana kadar tanımış olmanız lazım. Bütün sözlerimde açık, samimi ve kafasının arkasında başka planları bulunmayan bir insan olduğumu fark etmeniz lazım."


'Yapacak şeyler var'

Dinçer, "Tepkiler üzerine Başbakan Erdoğan'a istifa edeyim isterseniz dediniz mi?" sorusu üzerine de, "Hayır. Niye edeyim ki.
İçeride bu tip şeyler dışarıda göründüğü gibi işlemiyor. Ülke için yapacak şeyimiz var" yanıtı verdi.
Kendisine göre devletin değişecek ve değişmeyecek temel ilkelerinin ne olduğu sorulan Dinçer, yönetim paradigmasının değişmesi gerektiğini ifade ederek, "Bunu Kamu Yönetimi Temel Kanunu ortaya koyuyor. Bunun dışındakiler
ise değişmez şeyler" diye konuştu. Dinçer, son günlerde yaşanan mareşal tartışması, İstanbul-Fatih'teki olaylar ve Genelkurmay'ın "Endişe duyuyoruz" ifadelerini, öğretim üyesi kimliğiyle değerlendirilmesi istendiğinde, "Şu anda müsteşar şapkasıyla karşınızdayım" diyerek yanıt vermek istemedi.


AKP'ye sitem

Dinçer, bu konu çerçevesinde devletin hassas kurumlarıyla sorun yaşayıp yamadığı sorulunca, "Hayır olmadı" yanıtı verdi. Kendisinin odağında olduğu tartışmanın siyasi niteliği bulunduğuna dikkat çeken Dinçer,
"Siyasetten birileri konuşursa, siyasiler cevap versin, ben devlet memuruyum" dedi. Müsteşar Dinçer, kendisine siyasetten bir savunu ve destek gelmediği anımsatılınca, "Ne diyeyim. Çıkıp beni savunun mu diyeyim?" diye sordu.
Dinçer, bir soru üzerine de, bir dönem imam-hatipe gittiğini, ancak Gaziosmanpaşa Plevne Lisesi'ni bitirdiğini söyledi.

'Cezaevi değil konukevi'

Cemil Çiçek, cezaevlerini övdü: Türkiye'deki cezaevleri Avrupa'dakilerin çoğundan üstün. Bizimkiler devlet konukevi gibi.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Türkiye'deki cezaevi sisteminin Avrupa'nın üzerinde olduğunu ifade ederken, cezaevlerini 'devlet konukevi' diye niteledi. Yeni kanunla cezaevlerinin meslek edindirme yerine dönüşeceğini ifade eden Çiçek, yargının sorunlarına elbirliğiyle çözüm getirileceği mesajı verdi.
Bursa'da incelemelerde bulunan Bakan Çiçek, Tükiye'deki cezaevlerini övdü. PKK/PRD, Hizbullah ve İBDA-C üyelerinin de kaldığı Bursa Özel Tip Cezaevi ile E Tipi Cezaevi'ni gezen Çiçek, şöyle konuştu:
"Geçmiş yıllarda, Avrupa Birliği'ne bağlı ülkelerdeki temsilciler gelip, cezaevlerini geziyorlardı ve olumsuz raporlar tutuyorlardı. İddia ediyorum, bugün bizdeki cezaevi sistemi Avrupa'dakilerin çoğunun üzerindedir. Mübalağa etmiyorum ama, 'cezaevi' lafı beni rahatsız ediyor. Buralar 'devlet konukevi.' Konuklarımızın topluma yararlı olması, bir daha buralara düşmemesi için çaba harcıyoruz."
Hazırlanan yeni İnfaz Kanunu'nun bu yıl çıkartılacağını hatırlatan Bakan Cemil Çiçek, cezaevlerinin meslek edinme yeri olacağını söyledi.
Çiçek, Cumhuriyet Başsavcısı Emin Özler ve Baro Başkanı Asude Şenol'u ziyaretinin ardından katıldığı Bursa Hâkimevi açılışında, yargı sorunlarını
elbirliğiyle çözecekleri mesajını verdi. Çiçek, "Yargının çok sorunu var ama bu dönem farklı bir dönem. Yasama, yürütme, yargı bir devletin en önemli gücüdür. Bu üç gücün, Türkiye'nin daha ileriye gitmesine omuz vermeleri lazım" dedi.

Başbakan, iş isteklerine soğuk

Yeni yıl tatilini Safranbolu'da geçiren Başbakan Tayyip Erdoğan, dün misafir olduğu işadamı Remzi Gür'ün evinden çıkarak Safranbolu ve Karabük'te dolaştı. Erdoğan'ın valilik ziyaretinde yolu, sık sık iş ve yardım isteyen vatandaşlarca kesildi.
Erdoğan, valilik yetkililerine sorunlarla ilgilenmeleri için talimat verdi. Bir vatandaş çocuğunun tedavi edilmesini isterken, yaşlı bir kadın da parası olmadığını ve Ankara'ya gitmek istediğini söyledi. Kamu personel sınavını kazanamayan genç kızlar, Açıköğretim Fakültesi'ni bitirenlere öğretmenlik hakkı verilmesini isteyenler ve sağlık personeli de sorunlarını Başbakan'a anlattı. Erdoğan, Sağlık Bakanlığı'nın sınava başvuranların durumuyla ilgili bir çalışma yaptığını söyledi.
Erdoğan'dan iş talep edenler de oldu. Erdoğan ile "Yedi yetimim var. Bana yardım et" diyen bir vatandaş arasında ilginç bir diyalog yaşandı. Erdoğan, valilik binasının penceresinden seslenen kadına dönerek, "Benim de 70 milyon yetimim var" karşılığı verdi.

Saldırılara 36. tutuklama

İstanbul'daki bombalı saldırılara ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ahmet Demir, DGM'ce tutuklandı. Demir'in sorgusunda, 26 Aralık 2003 tarihinde tutuklanan Harun İlhan ile Üsküdar'da aynı mahallede oturduklarını ve birbirlerini tanıdıklarını anlattığı öğrenildi. Demir'in tutuklanmasıyla birlikte bombalı saldırılarla ilgili tutuklananların sayısı 36 oldu.

Sirmen: Adayım

14 yıl İzmit Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptıktan sonra CHP'den TBMM'ye giren Sefa Sirmen, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday adayı olduğunu açıkladı. Sirmen, partisinin Kocaeli Merkez İlçe Örgütü'nde dün yaptığı basın toplantısında, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı önemli bir görevdir ve bu görev için talebim oldu. Genel başkanımıza aday olmak istediğimi söyledim.
İstanbul'dan CHP adayı olarak gösterilirsem açık farkla kazanırım" dedi.

HSYK'dan güven tepkisi

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Fehmi Ulusoy, AKP'lilerin 'Yargıya güven yok' sözlerini eleştirerek 'Hangi ülke siyasi iktidarı, adliyesine 'güvenilmez' yaftası yapıştırmış' dedi.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Fehmi Ulusoy, AKP'lilerin 'Yargıya güven yok' sözlerini eleştirirken yargının önündeki engelleri sıraladı ve "Hangi ülkenin adliyesine siyasi iktidarı tarafından 'güvenilmez' yaftası yapıştırılmış?" diye konuştu.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in de katıldığı Bursa Hâkimevi'ninaçılış töreninde konuşan HSYKBaşkanvekili Ulusoy, yargıyla ilgili şikâyeti olanların adresinin yasaları yapanlar olması gerektiğini söyledi. Ulusoy, şunları söyledi: "En çok yapılan reform, adalet reformudur. Ancak en çok sorunu olan kurum da adalet kurumlarıdır. Bunların sebebi reformların sorunu çözmekten uzak, geçici tedbirlerden ibaret olmasıdır. Bir başka sebebi ise, güçsüz bırakılan yargı üzerinden politika yapma alışkanlığıdır.
Soruyorum, yargıyı yıllardır çalışmak zorunda bıraktığınız binaların benzeri, hangi demokratik ülkede var? Hangi ülke yargısı, siyasi organa bağlı kolluk kuvvetlerinin oluşturduğu dosyalar üzerinden hüküm vermek zorunda kalıyor. Hangi ülke, tanığı, sanığı duruşmaya getirebilmek için bir yıl yazışma yapıyor? Hangi ülke mahkemesi nasıl ve ne şekilde düzenlendiği belirsiz bilirkişi raporlarıyla hükme varmak zorunda kalıyor? Hangi ülke tahsisat yokluğundan yargısal faaliyetlerini erteliyor? Hangi ülkenin yurttaşlarından her üç kişisinden biri diğeri ile kavgalı ve davalıdır. Ve hangi ülkenin adliyesine siyasi iktidarı tarafından 'güvenilmez' yaftası yapıştırılmış?"


'Yanıt vermedik çünkü..'

Ulusoy, her yargılama sürecinde karara karşı temyiz imkânının kullanıldığı,
iadei muhakeme ve yazılı emir yollarının açık olduğu bir sistemde 'yargıya güvenilmez' denilmesinin, anayasal sistemle aynı doğruyu paylaşmamak olduğunu söyledi. Suçlamalara, siyasi malzeme yapılmaması ve siyasal tercihe karşıymış gibi algılanmamaları için yanıt vermediklerini ifade eden Ulusoy, "Biz sütten çıkmış ak kaşık olduğumuzu iddia etmiyoruz. Bizim de aramızda kanunsuz hâkim, savcı olabilir. Fakat acı olan bu üç-beş kişinin karasını koskoca adalet camiasının yüzüne sürmek en azından vicdanla, gerçekle bağdaşmaz. Tarafsızlık, yaşam biçimimizdir. Bunu takdir edemeyenlere en azından kendi görev ve sorumluluklarını hatırlatmak isteriz" diye konuştu.
Hâkim ve savcılara "Doğru bildiğiniz yolda ilerleyin" diye seslenen Ulusoy, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in sorunlara çözüm bulmak için inanılmaz bir çaba içerisinde olduğunu da sözlerine ekledi.

Antep üzerinden Avrupa

Kadro dışı bırakılan Yusuf, kendisini sezon sonuna dek Gaziantepli yapan imzayı attı. Tecrübeli oyuncu, 'UEFA Kupası'nda oynayan, hedefleri büyük bir takıma geldim' dedi.

Süper Lig, Türkiye Kupası ve UEFA Kupası'nda mücadelesini sürdüren Gaziantepspor, Fenerbahçe'nin kadro dışı bıraktığı orta sahanın tecrübeli oyuncusu Yusuf Şimşek ile sezon sonuna kadar sürecek bir sözleşme imzaladı.
Gaziantepspor Kulüp Başkanı Celal Doğan, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nde düzenlenen imza töreninde yaptığı konuşmada, Yusuf'un sezon sonuna dek kiralama istemine olumlu yanıt vermesi nedeniyle Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a teşekkür etti. Gaziantepspor'un UEFA Kupası, Türkiye Kupası ve Süper Lig'de yoluna devam ettiğini hatırlatan Doğan, "Yusuf, yetenekli ve değerli bir futbolcu ve Gaziantepspor'a yararlı olacağına inanıyorum. Yusuf bizde ortaya koyacağı performansla yeniden Fenerbahçe'ye ve A Milli Futbol Takımı'nın başarısına katkı sağlayacak düzeye gelecektir. Yusuf Şimşek'in transferinin futbolcunun kendisine ve Gaziantepspor'a hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Celal Doğan, Fenerbahçeli Hakan Bayraktar'dan sonra Yusuf Şimşek'i de renklerine bağlayarak kadrolarını güçlendirdiklerini, Brezilyalı Santos'un transferine
ilişkin bir kez daha görüşme yapacaklarını belirterek, "Büyük olasılıkla bu oyuncuya da imza attıracağız. Yönetim olarak takıma gerekli tüm olanakları sağladık. Un, şeker, tuz her şey hazır. Sıra pasta yapmakta. Onu da futbolcularımla teknik heyetimiz yapacak" diye konuştu.


Bugün Belek kampında

Dört aylık sözleşme imzalayan ve Gaziantepspor formasıyla fotoğraf çektiren Yusuf Şimşek de açıklamasında, Gaziantepspor'u hedefleri yüksek bir takım olması nedeniyle tercih ettiğini bildirdi. Başarılı futbolcu,
"Gaziantepspor, Birinci Süper Lig'in yanısıra UEFA Kupası ve Türkiye Kupası'nda da mücadele ediyor. Büyük hedefleri bulunuyor. Beni Gaziantepspor'a kazandıranlara teşekkür ediyorum. Dileğim, bana her türlü kolaylığı sağlayan başkanımız Celal Doğan ve Gaziantepspor'a en iyi biçimde yararlı olmak" diye konuştu. Yusuf, yeni takımının Belek'teki kampına bugün katılıp çalışmalara başlayacak.

Elvan sezon açılışında!

Elvan Abeylegesse bugün İngiltere'de yapılacak ve krosta Dünya Kupası'nın ikinci ayağı sayılan Uluslararası Büyük Kuzey Kros Yarışması'nda mücadele edecek. Avrupa Ümitler Şampiyonu Afrika asıllı milli atletimiz, bu ay içinde üç uluslararası kros yarışmasına katılıp madalya için ter dökecek. 10 Ocak'ta Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'taki kupanın üçüncü ayağında mücadele edecek olan Elvan'ın, 18 Ocak'ta da Sevilla'da kupanın dördüncü ve son ayağı sayılan İtalica Kros Yarışmaları'na katılması bekleniyor.
 

kültür üniversitesi