13 Eylül 2009 Pazar

Ural'a bir ödül daha

Çocuk yazarı ve Milliyet Miço dergisi yönetmeni Yalvaç Ural, Kosova'nın Prizren kentinde yayımlanmakta olan 'Türkçem' dergisiyle Prizrenli çocukların belirlediği '2003 Yılı Ödülü'nün sahibi oldu. Doğan Medya Center'daki törende Ural'a ödülünü Türkçem Dergisi Prizren Kosova Yazıişleri Müdürü Zeynel Beksaç (solda) verdi. Miço'ya yalnızca Türkiye'den değil, Bulgaristan'dan Kosova'ya pek çok ülke çocuklarından mektuplar geliyor.

'Üretkenlik' ölüyor mu?

İskoçya'nın Aberdeen kentinde 1989-2002 arasında 7 bin 500 erkek üzerinde yapılan bir araştırmada, erkeklerin sperm sayısında ortalama yüzde 29'luk düşüş tespit edildi. Bilim adamları, bu durumun bütün erkekler için genelleştirilemeyeceğini belirtirken, tarım ilaçları, alkol, sigara, aşırı şişmanlık ile dar külot ve pantolonların, sperm azalmasında önemli nedenler olduğunu söyledi.

4 dakikası 5 trilyon lira

Hollywood yıldızı Nicole Kidman, dört dakikalığına Marilyn Monroe kılığına girdi, 3 milyon euro (yaklaşık 5 trilyon 250 milyar lira) kazandı. İnternetteki Vogue sitesinde yayımlanan habere göre, Kidman, Fransız Chanel firmasının 'No.5' isimli parfümünün reklam filminde oynadı. Dört dakikalık reklamda Marilyn Monroe kılığına giren oyuncu, senaryo gereği paparazzilerden kaçıyor.

Fas'ta ralli hatırası

Hız ve macera tutkunlarının gözü bu güzergahta. Fransa'dan Dakar'a uzanan dünya çapındaki yarış organizasyonu Paris-Dakar Rallisi başladı. Orta Fransa'dan başlayıp, 11 bin kilometre uzanarak Senegal'in başkenti Dakar'da son bulacak ralliye 40 ülkeden katılım var. 607 aracın katıldığı yarışta Fransız motosikletçi Luc Pagnon'un Fas'ın Tangiers-Er Rachidia etabından geçişi ilgiyle izlenirken, bir başka yarışçı da aynı etapta çamur deryasından geçmek zorunda kaldı.

Britanya aslında onun!

Britanyalı bir tarihçiye göre tahtın gerçek sahibi Kraliçe değil, Avustralya'da yaşayan bir İngiliz. Ancak taht, 'kral'ın umurunda değil: Kraliçeye toparlanıp git mi diyeyim!

Britanya'da bir tarihçi Britanya Krallığı'nın asıl vârisinin Avustralya'da yaşayan bir Britanyalı olduğunu iddia etti. Avustralya'da 38 yıldır sade bir yaşam süren Michael Abney Hastings ise bu unvanla pek ilgili değil. 62 yaşındaki Hastings, "Kraliçe'ye, 'Toparlanıp gitmeniz için üç haftanız ve bir de bana 500 yıllık kira borcunuz var' diye mektup mu yazayım?" diyor.
Bazı tarihçiler Kral 4. Edward'ın babasının sanıldığı gibi York Dükü Richard olmadığını, kraliçenin bir okçuyla olan ilişkisinin ürünü olduğunu savunuyor. Bunun nedeni, Edward'ın dünyaya geldiği sıralarda Richard'ın Fransızlarla savaşta olması. Edward'ın annesi Lady Cicely Neville'in de o dönemlerde vaktinin büyük bir kısmını bir okçuyla geçirdiği söyleniyor. Bu yüzden Edward'ın kardeşi Clarence Dükü George'un soyundan gelenlerin, Britanya tahtının gerçek vârisleri olduğu ileri sürülüyor.
Britanyalı tarihçi Dr. Michael Jones da tahtın bugünkü sahibi Kraliçe 2. Elizabeth'in uzaktan akrabası 4. Edward'ın krallığının meşru olmadığını, dolayısıyla tahtın vârisinin 14'üncü İskoç Loudoun kontu, yani Hastings olduğunu iddia etti.


Asalet yerine aşk

Avustralya'nın New South Wales bölgesinde bir kasabada iş makinesi sürücülüğü yapan Hastings, tahtın vârisi olabileceğini geçen haziranda kapısını çalan Britanyalı bir film yapımcısından öğrendi. Hastings, Loudoun Kontu'nun vârisi olduğunu uzun zamandır biliyordu, ancak bir kıza âşık olup, asalet haklarından vazgeçerek sessiz bir yaşam için Jerilderie kasabasına yerleşmişti.
Britanya'da konuyla ilgili belgeselin televizyonda yayımlanmasından sonra Avustralya televizyonuna çıkan Hastings ise "Aslında bunun gerçekten beni ilgilendirdiğini düşünmüyorum" dedi. Hastings, 'Önünüzde eğilmemiz gerekiyor mu' diye soran program sunucusuna ise "Pazar günleri hariç" diyerek espri yaptı. Şimdi dul olan Hastings'in bir de oğlu var. Ancak Hastings, oğlunun krallık hakkı iddia edebilmesi için, önce kendisinin ölmesi gerektiğini söyleyerek dalga geçiyor.

ABD'den Kürtlere: Susun

Grupların Kerkük'ü de içeren federasyon planına karşı çıkıp, yarı özerkliğin devamını istedi. Bremer, Talabani ve Barzani'ye, 'Irak'ta sular duruluncaya dek federasyonu gündeme getirmeyin' dedi.

ABD, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtsever Birliği'nin (KYB) Kerkük'ü de içeren federasyon tasarısına şimdilik karşı çıkıyor. ABD'li sivil yönetici Paul Bremer'ın hafta sonunda KDP lideri Mesud Barzani ve KYB lideri Celal Talabani'yle buluşmasının ardından, New York Times gazetesi Bush yönetiminin yarı özerk Kürt bölgesinin devamından yana olduğunu yazdı. El Cezire televizyonu ise, Bremer'ın Irak'ta sular duruluncaya dek federasyonun gündeme getirilmemesini istediğini belirtti.


'Kürtler fazlasını istiyor'

New York Times'a göre, ABD, Irak'ta il esaslı federasyonu destekliyor. Ancak 15 Kasım'da Talabani'nin Geçici Hükümet Konseyi'nin (GHK) Dönem Başkanı sıfatıyla Bremer'la yaptığı anlaşmaya göre, Iraklıların kendilerini yönetmeye başlayacağı tarih 30 Haziran. Takvimin aceleciliğinden ötürü, Kürt bölgesinin özerkliğini değiştirecek vakit bulunmuyor. Bir ABD'li yetkili, "Kürtler bağlamında federasyon meselesi, Iraklılar tarafından çözülecek. Kürtler şu anda özerk statüden fazlasını elde etmeye çalışıyor" dedi.


'Kurulursa zor dağılır'

Bush yönetimi ile Iraklı yetkililer, Kürt özerk yönetimini olduğu gibi bırakmanın, geleceğin Irak anayasası yazılırken, etnik devletler yaratılacağı anlamına gelmediğini öne sürüyor. Ancak uzmanlar, Kürt hükümetinin geçici olarak da olsa kurulursa, sonradan dağıtılmasının zor olacağına dikkat çekiyor. El Cezire'ye bilgi veren GHK'daki Kürt kaynaklar ise, Bremer'ın Kürt federasyonuna şimdilik karşı çıktığını, Barzani ile Talabani'den Irak'ta sular durulup yeni anayasa üzerinde uzlaşılmasına dek bunu gündeme getirmemelerini istediği belirtildi. Buna göre, ABD'li yönetici, toplantıda birleşik federatif bir Irak'tan söz etti, ama nasıl bir federasyon olacağı konusunda bilgi vermedi. Bu tavır yüzünden zamanla federasyonu gerçekleştirme fırsatının azalacağını düşünen Kürtler rahatsız oldu. Arapların GHK'da eyaletlere dayalı federasyonu gündeme getirerek karşı atağa geçtiğini aktaran El Cezire, Kürtlerin bu gelişmeyi kendi planlarına karşı alternatif görüp muhalefet ettiklerini belirtti. Bremer ile Talabani, 15 Kasım anlaşmasına federasyonu içermediği için karşı çıkan Barzani'yle hafta sonu Selahaddin'de buluştu. Anlaşmada, 'Federasyonlaşma illerden oluşacak ve merkezi hükümetten ayrı, yerel ve iç kurumlaşmaların güçlendirilmesiyle örgütlenecek' deniyor.
Ayrıca El Cezire'ye göre, KDP ile KYB'nin federasyon planına karşı çıkıp bağımsızlık isteyen bir Kürt hareketi de kuruldu. Kürt yazarlarla aydınların başını çektiği bu grup, Erbil ve Süleymaniye'deki toplantılarda bağımsız devlet kurulmasını öngören bir referandum yapılmasını istedi. (Dış Haberler)

'Etnik temelli bölünme olmaz'

Irak'taki Kürt grupların federasyon tasarısı vesilesiyle Irak'ın etnik çizgilerle bölünmesi ihtimaline karşı sesler giderek yükseliyor. Irak Geçici Hükümet Konseyi'nin (GHK) Dönem Başkanı ve Kürt tasarısını inceleyen 10 üyeli alt komisyonun başkanı Adnan Paçacı'nın
hukuk danışmanı ve De Pauw Üniversitesi'nin hukuk profesörü Feisel İstrabadi, Kuzey Irak'taki statüko sürse bile, hiçbir Iraklı yetkilinin etnik ya da dinsel temelli federasyon istemediğini belirtti.
30 Haziran'da yürürlüğe girecek geçici anayasanın hazırlanması çalışmalarına katılan İstrabadi, etnik bölünmeye şu sözlerle karşı çıktı:
"Iraklıların çoğunluğu, etnik devletler kurulmasına karşı çıkacaktır. Irak'ın tarihinde etnik devlet ve çatışma olmamasından ötürü de böyle bir düzenleme münasip olmaz. Irak'taki en büyük Kürt kenti hangisi biliyor musunuz? Başkent Bağdat. Irak'ta bir çizgi çizip, Kürtler orada, Türkmenler burada, Sünni Araplar şurada, Şii Araplar ötede yaşar diyemezsiniz. Basra'da da bir milyon Sünni yaşıyor." (New York Times)

'Son söz Denktaş'ın'

Politis'e demecinde, 'Çözüm ancak Denktaş kabul ederse olur' dedi. Serdar Denktaş, CTP ile koalisyonu ise 'düşünmediklerini' kaydetti.

KKTC'de koalisyon kurulması için kilit konumdaki Demokrat Parti'nin
(DP) lideri Serdar Denktaş, Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın kabul etmeyeceği bir çözümün gerçekleştirilmesine imkân olmadığını söyledi. Serdar Denktaş, Rum Kesimi'nde yayımlanan Politis gazetesine demecinde şöyle dedi:
"Seçimlerin tek galibi vardır.
O da Rauf Denktaş'tır. Denktaş'ın Türkiye'de, Türk halkı üzerindeki gücü KKTC'dekinden fazladır. Bu açıdan Kıbrıslı Türkler şanslıdır. Beğenmediğimiz bir şey olursa bunu değiştirmesi için Türkiye'yi ikna edebilecek tek insan Denktaş'tır. Oyunun kurallarını çok iyi biliyor. Eğer yeni politikacılar bir çözüm anlaşmasını imzalamak isterlerse ve bunu Denktaş da kabul ederse o zaman her şey iyi gidecek. Ama Denktaş imzalamam derse o zaman hepimiz mahkûmuz. Bunu da CTP lideri Mehmet Ali Talat dahil herkes biliyor."

Ankara'dan 'yakındı'

AKP'nin Kıbrıs'ta gerçekten çözüm istediğini belirten Denktaş, diyalog eksikliğinden, "Ankara yeni yaklaşım içinde. Ama bu bizimle konuşulmadı. Sadece gazetelerden bazı açıklamalar okuduk. Yanlış anlaşılma da olabilir" diyerek yakındı. DP lideri Ankara'da askerlerin tek başlarına bir kararı dikte ettirebileceğine inanmadığını ve bir karar söz konusu ise bunun hükümet ile askerler tarafından birlikte alınacağını söyledi.
Denktaş, CTP ile koalisyona dair bir soruya ise şu yanıtı verdi: "Talat, Akıncı ve DP koalisyonunu hiç düşünmüyoruz. CTP-DP koalisyonu parlamentoda 26 sandalyeye sahip olur. Böyle bir kararı vermek çok zor. Talat ile iyi ilişkilerim var. Siyasi rakibim olabilir ama çok iyi bir dostumdur. Dostluk başka, siyaset başka."

Talat: Türkiye karar veremez

CTP lideri Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta müzakerelerianayasaya
göre Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın değil, hükümetin yürütmesi ısrarından dönmüyor. Talat, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Denktaş sembolleşmiş bir isim. Hükümet kurulduktan sonra Denktaş'ın müzakereleri yürütmesini doğrusu çok isteriz" demecine tepki gösterdi. Talat, "Türkiye'nin görüşü bu olabilir. Ama hükümeti biz kurarsak görüşmeleri hükümet yürütecek. Denktaş'ın bilgi ve deneyiminden faydalanacak" dedi. Talat, Ankara'da yine bu yöndeki dünkü Bakanlar Kurulu açıklaması sorulduğunda ise "Türkiye konuya böyle katı yaklaşmamalı" diye konuştu.

Sezer'den 17 veto

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 2003'te AKP iktidarının çıkardığı 17 yasayı veto etti. AKP de bu yasaların çoğunu Meclis'ten yine geçirdi.

AKP hükümetlerinin bazı yasaları çıkarmadaki ısrarı nedeniyle Meclis 2003'te birçok yasada çift dikiş çalışmak zorunda kaldı. Göreve başladığı 16 Mayıs 2000'den bu yana 27 yasayı Meclis'e iade eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, en çok iade işlemini 2003'te gerçekleştirdi. Sezer'in 2003'te iade ettiği 17 yasanın üçü Abdullah Gül'ün, 14'ü ise Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çıkartıldı.
TBMM geçen yıl 260 dolayında yasa tasarısı veya teklifini görüşerek yasalaştırdı. Meclis, aralarında AB'ye uyum paketlerinin de bulunduğu yasalardan bir kısmını ise iki kez görüşmek zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı'nın bir kere daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade ettiği yasalardan önemli kısmı, Anayasa uyarınca nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi gerekirken 330'un altında oyla Meclis'ten geçen af içeren yasalardan oluşuyor.


Bile bile lades
Yılın son günlerinde iade edilen yasaların üç tanesi ise Anayasa'nın, seçime bir yıl kala seçime etki edecek yasa çıkartılmaması hükmüne aykırı olduğu biline biline çıkartılan yasalardan oluşuyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, geçen yıl ilk olarak, basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesini öngören 4779 sayılı yasayı iade etti. Sezer ikişer defa çıkartılan vergi barışı, TÜBİTAK Bilim Kurulu üyelikleri seçimi ve ormanla ilgili Anayasa değişikliği yasalarını her seferinde Meclis'e iade etti. İş güvencesi, 61 yaşını dolduran memurların emekliye sevk edilmesi, Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesinde yapılan değişiklik, yoksul ama başarılı öğrencilere bedava özel okul, kızılağaç ve kestaneliklerin orman dışına çıkartılması gibi yasalar da Çankaya Köşkü'nden vize alamadı.


Belediyeler nefes aldı
Yılın son günlerinde ise Sezer olağanüstü hal sonrası bulundurma ruhsatına dönüştürülmeyen silahların taşıma ruhsatları suçları ile at yarışlarında verilen cezaların affını düzenleyen yasaları, nitelikli çoğunlukla kabul edilmediği için Meclis'e iade etti. Yine yılın son günlerinde çıkartılan ve hükümetin yerel seçimler için önem verdiği belediyelere yönelik üç ayrı yasa da, 3 ay sonra yapılacak yerel seçimleri etkileyeceği gerekçesiyle Sezer'den döndü.
 

kültür üniversitesi