16 Eylül 2009 Çarşamba

Anne karnında vesikalık!

Karnındaki bebeğin fotoğrafını çekme imkânı veriyor. Üç boyutlu, renkli ultrason sayesinde, bebeğin yüz ve vücut hatları ile hareketleri izlenebiliyor.

Antalya'daki bir kadın doğum kliniğinde kullanılan son teknoloji ürünü ultrason cihazıyla, ana rahmindeki çocuk üç boyutlu ve renkli olarak görülebiliyor, yüz ve vücut hatları üç aylıktan itibaren seçilebiliyor, hareketleri gözlenebiliyor. Bir süre sonra çocuğun mimikleri bile izlenebiliyor.
Klinik sahibi jinekolog doktor Mehmet Tongal, Voluson 730 Expert denilen cihazla ana rahmindeki bebeğin hareketlerinin, CD ve fotoğraf olarak kaydedilip, ailelere verildiğini söyledi. Tongal, renkli doppler teknolojisiyle üretilen cihazla ilgili şu bilgileri verdi:
"Cihaz sayesinde çocuğunun vücut ve yüz hatları doğumdan çok önce belli oluyor. Anne karnında elde ettiğimiz fotoğraflarla, çocuğun doğduktan sonraki fotoğrafları arasındaki müthiş benzerlik bunu ortaya koyuyor. Cihazın en önemli özelliklerinden biri de, cinsiyeti iki buçuk aylıkken saptayabilmesi.
Cihaz sayesinde bebeğin tüm organları tek tek incelenebiliyor, anomaliler çok önceden tespit edilebiliyor, bu sayede sakatlık riski sıfır noktasına kadar düşüyor. Cihaz, özellikle riskli gebeliklerde çok önemli sonuçlar veriyor. Cihazdaki kayıt sistemi sayesinde riskli gebeliklerde dünyadaki önde gelen kadın doğum merkezleriyle internet bağlantısı kurarak danışma sağlanabiliyor. Böylece hastaların ileri tetkikler için başka sağlık kuruluşlarına gitmesine ve dolaşmasına gerek kalmıyor."

Duvarların Dili Olsa

'Köstebek provokatör' kim?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün hükümetin Kıbrıs'ta çözüm istediği görüşünü yineledi. Ancak hafta, Kıbrıs konusunda akıl karıştıran tartışmalarla geçti. Bunlardan birinin odağında, Dışişleri'nce hazırlandığı
öne sürülen bir taslağın bir gazetede yayımlanması vardı.
Taslak, yayımlanır yayımlanmaz, Dışişleri'nin üst düzey bir yetkilisince
'eski ve geçersiz' olduğu gerekçesiyle bir kenara itildi. Taslağın geçerli olup olmadığını zaman gösterecek. İlginç olansa taslağın kimin basına sızdırdığı yolunda başlayan koridor suçlamaları. Dışişleri mensupları, meraklı kulaklara, hazırlık çalışması niteliğindeki bu kâğıdı bir süre önce askerlerle paylaştıklarını fısıldıyordu. Acaba çalışma, askerlerin üstelik Kıbrıs'la doğrudan ilgili olmayan bir birimi tarafından mı sızdırılmıştı? Bu iddia üst düzey Dışişleri yetkilisinin "Sızdıran konuyu bilmiyor" tanımıyla örtüşüyordu. Çünkü taslakta Dışişileri ve Genelkurmay'da kabul görmeyen ve aslında Annan Planı'nda bile yer almayan, AB hukukun kabul edilmesi gibi bir 'mayın' vardı. Bu durum, hemen karşıt iddialara yol açtı. Acaba Dışişleri'nde üç dosyada toplanan çalışmalardan haberli olan, ancak Kıbrıs'ta çözümü Türkiye'nin zararına bulan bir diplomat sızdırmış olamaz mıydı? Durum buysa bu uzman kendini saklamak amacıyla, içine apaçık yanıltıcı unsurlar yerleştirmiş olabilirdi.
Bu iddialar hem Dışişleri hem de Genelkurmay'da rahatsızlığa neden oldu. Yetkililer, akıllarının köşesinde mesai arkadaşlarını içeren şu güvensizliği taşır oldu: Mutfakta biri mi var?


Denktaş AKP'de kulis yapıyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Annan Planı karşıtı çizgisi 14 Aralık seçimlerinde halkının ancak yarısı tarafından kabul edildi.
Üstelik bu sonuca bile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı Denktaş'ın en yakın müttefiki Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri Derviş Eroğlu'na verdiği örtülü destek sayesinde ulaşıldı. KKTC Meclisi'nden böylece umudunu kesen Rauf Denktaş ise dikkatini TBMM'ye çevirdi. AKP milletvekillerine yönelik bir kampanya başlatarak CD ve broşürlerle Annan Planı'nın neden bir tartışma zemini olarak bile kabul edilmemesi gerektiğini anlatmaya başladı. Oysa bu durum hükümetin politikasına açıkça zıt. Yani Denktaş, kendi ülkesindeki mecliste sonuç alamayınca umudunu AKP
Meclis Grubu'nun Başbakan Erdoğan hükümetine isyan etmesine bağlamış bulunuyor. Ne de olsa önünde 1 Mart Irak tezkeresi örneği var.
O gün yapılan tezkere oylaması öncesi, 'Asker rahatsız' başlıklı tek bir gazete haberi, AKP grubunun liderleri Tayyip Erdoğan ve dönemin Başbakanı Abdullah Gül'ün iradesine karşı gelmesine yetmişti.


Vali'den 'İntel hanım'a teşekkür

Van Valisi Hikmet Tan'ın yaptığı gaflar siyasetten uzaklaşan Tansu Çiller'i aratmıyor. Hem de ne gaflar... Tan, geçen haftalarda Van'da dünyanın en büyük mikroişlemcisi İntel'in yaptırdığı Hizmet İçi Eğitim Merkezi'nin açılış törenine katıldı.
Tan'dan önce kürsüye çıkan İntel Genel Müdürü Ayşegül İldeniz, Van'a kazandırdıkları okulu anlattı. İldeniz'in hemen ardından ise kürsüye Vali Tan geldi. Tan, İldeniz'e teşekkür ederken, "Bu okulu bize kazandırdığı için 'İntel hanım'a teşekkürler" dedi. Kahkahalar atan konuklar "Herhalde Vali, Ayşegül hanımın ismini unuttu" yorumunu yaparken, Tan'ın bilgi eksikliği gündeme geldi. Tan, gafı anımsatan gazetecilerin önündeki savunmasında söyledikleri 'İntel hanım' gafını bile arattı. Gazeteciler Tan'a "Sayın Valim, Ayşegül hanıma İntel hanım dediniz, bizi çok güldürdünüz" dedi.
Tan ise 'protokol bu, siz anlamazsınız' edasıyla şu cümleyi sarfetti:
"Çocuklar, eğer, isim ve soyadını bilmiyorsanız, protokolde unvanlarıyla, makam ya da mevkileriyle hitap edersiniz." Bu kez gazeteciler şaşkın ifadelerle Tan'a bakarak, "Ama sayın Valim, 'İntel' bir unvan değil ki şirketin adı" dedi. Bu dersinin ardından Tan'ın ağzından tek bir kelime çıktı ama bu kelime 'İntel hanım'dan daha da vahimdi. Vali Tan, gazetecilere, "Yapma yaa" dedi. Bu kelime Tan'ın İntel'in bir şirket olduğundan haberi olmadığını açıkça gösterdi.

Avrupalı yemez Türkler yiyebilir!

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ilaç kalıntısı bulunduğu için yabancı ülkelerden geri dönen tarım ürünlerinin Türkiye mevzuatına uygun olması durumunda, yurda girişine izin verildiğini açıkladı.
Akdağ, CHP Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın yazılı soru önergesini yanıtladı. Akdağ, Budak'ın 'İhracattan geri dönen tarım ürünlerinin iç piyasada tüketilmesinin önüne geçilmesi için Gümrük Müsteşarlığı ile ortak çalışma yürütülmekte midir?' sorusuna şu yanıtı verdi:
"İhraç edilen ülkeden herhangi bir nedenle dönen ürünlerin ilgili gümrük müdürlüğü tarafından tarım il müdürlüklerine bildirilmesi durumunda gıda güvenliği açısından gerekli kontrol ve analizleri yapılmakta ve analiz sonuçlarının ülkemiz mevzuatına uygun olması halinde geri dönen ürünlerin ülkeye girmesi ile ilgili olarak gümrük müdürlüğüne olumlu görüş bildirilmektedir.
İhraç edilen bitki ve bitkisel ürünlerin iadesi söz konusu olduğunda, gümrüğe gelen ürünün karantina mevzuatımız gereği kontrollerinin gerçekleştirilmesi için ilgili gümrük tarafından o ildeki ürünün karantina kontrolünün yapılması sağlanmaktadır. Ürün uygun ise yurda girişine izin verilmekte, aksi takdirde imha edilmektir."


Avrupa'nın sakıncalı bulduğu ürünler

Akdağ, 2001'den itibaren Avrupa Komisyonu Sağlık ve Tüketicinin Korunması Genel Müdürlüğü'nce 'hızlı alarm mesajında' 16 parti taze yeşil biberde, iki parti kırmızı biberde, iki parti limonda, bir parti greyfurtta, bir parti defne yaprağında, bir parti domateste zirai ilaç kalıntısı bulunduğuna dair bildirim alındığını söyledi.

Kaçak elektriğin 'şalteri' kapandı

Sayaçları üzerinde düzeltme yapan 23 Bedaş memuru ve kaçak elektrik kullandığı suçlamasıyla 34 işyeri sahibi sorgulandı. Dokuz Bedaş'çı tutuklandı.

Başkent Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (Bedaş) ve Ankara polisinin, kaçak elektrik kullananlara yönelik 'Şalter Operasyonu'nda 23'ü Bedaş çalışanı 57 kişi gözaltına alındı. Eski bakanlardan Halit Dağlı'nın oğlu Taner Dağlı'nın da aralarında olduğu zanlılar, 'sahtecilik' ve 'çete oluşturmak' suçlamasıyla dün adliyeye sevk edildi.
Mali Şube ekipleri, yeni yılın ilk günü Bedaş uzmanlarıyla birlikte 75 işyerine baskın düzenledi. Kaçak elektrik kullandığı belirlenen 34 işyeri sahibiyle, maaşa bağlandıkları saptanan sayaç okumakla görevli 23 Bedaş çalışanı gözaltına alındı.

Üç grup işbaşında

İşyeri sahipleriyle anlaşan Be-daş çalışanlarının üç grup halinde çalıştığı belirlendi. İlk grubun yüksek fatura gelen işyeri sahipleriyle bağlantı kurduğu, ikinci ekibin sayaçlar üzerinde düzeltme yaparak 50-60 milyarlık elektrik faturalarını 5-6 milyara düşürdükleri ve düzelttikleri sayaçları da sahte mühürlerle mühürlediği, üçüncü grubun ise düzeltilmiş sahte mühürlü sayaçlara fatura yazdığı saptandı.
Sözleşmeli olarak Bedaş'ta ça-lışan zanlıların, kaçak elektrik kullanan işyeri sahiplerinden her ay düzenli para aldığı ortaya çıktı. Zanlıların, kaçak elektrik kullanmaktan vazgeçen işyeri sahiplerini ihbar ettikleri, elektriklerini kestikleri ve haklarında yasal işlem başlattıkları belirtildi.
Zanlıların üst, ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda, sahte mühür işleminde kullanılan altı adet mühür pensesi, penselerin uçlarında kullanılan Sanayi Bakanlığı ibareli 164 adet sahte mühür, 12 adet mühür yapımında kullanılan bakır klişe, nitrik asit ve aydınger kâğıtlarının basımında kullanılan bir adet bilgisayar ve yazıcısıyla mühür örneklerinin yazılı olduğu aydınger mumlu kâğıt, çok sayıda boş mühür, mühürlemede kullanılan çelik tel, elektrik sayacı numaratörleri ve elektrik sayaçlarından sökülen gerçek mühürler ele geçirildi.
Polisteki sorgusu tamamlanan 57 zanlı, 'sahtecilik' ve 'suç işlemek için çete oluşturmak' suçlamasıyla savcılığa sevk edildi.


Dokuz tutuklama

Adliyeye sevk edilen 57 kişiden 48'i serbest bırakıldı, dokuzu tutuklandı.
'Sahtecilik' ve 'Cürüm İşlemek Amacıyla Teşekkül Oluşturmak' iddasıyla tutuklanan Özcan K, İsa A, Tunay Ç, Mehmet G, Oktay G, Oktay O, Mükremin D, İsmail G. ve Hüseyin E. cezaevine gönderildi. Dokuz kişiden üçünün sayaç okuyucusu, birinin su tesisatçısı, beşinin ise eskiden sayaç okuyucusu olarak çalıştığı belirtildi.


Bakanlardan teşekkür

'Şalter Operasyonu'nun Türkiye'de örnek bir operasyon olduğunu ve elektrik kaçakçılığı konusunda ilk kez bu kadar kapsamlı bir çalışma yapıldığını belirten Emniyet yetkilileri, operasyonun başarısından dolayı Enerji,
İçişleri ve Adalet bakanlarının teşekkür ettiklerini söyledi.
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürü Haşim Keklik de, Türkiye'de kaçak elektrik kullanımının 1.5 milyar dolarlık bir maliyetinin söz konusu olduğunu söyledi. Keklik, şu bilgileri verdi:
"Ankara'da 2002'de yüzde 18 olan kaçak elektrik kullanımını yüzde 13'e düşürdük, 26 trilyon liralık kazanç elde ettik. 1164 işyerinin sahte mühür kullandığı tespit edildi. Şu andaki tespitler, bu kaçakçılığın küçük bölümü.
Mühürler gerçeğe çok yakın. Bunların sahte olduğunu tespit ettikten sonra araştırmalarımız biraz daha genişletildi. Elektronik sayaçlarda da buna benzer işlem yapıldığını biliyoruz. Bununla ilgili de iz sürme çalışmalarımız devam ediyor."

'Cep herkülü' MHP'den aday

Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu eski milli halterci Naim Süleymanoğlu, MHP'den, Büyükçekmece ilçesine bağlı Kıraç beldesi belediye başkan adayı oldu. Adaylığını dün düzenlediği bir basın toplantısıyla açıklayan Süleymanoğlu, "Türk milletine siyaset alanında da hizmet etmek amacıyla, belediye başkanlığına aday oldum. Geçmişte sporda gösterdiğim başarıyı, bundan sonra politikada emin adımlarla hiçbir taviz vermeden sürdüreceğim" dedi.


Neden ANAP'tan değil?

Süleymanoğlu, bir gazetecinin,'Sizin Türkiye'ye gelmenizde ANAP Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal'ın büyük katkısı oldu. Neden bu partiden aday olmadınız?' sorusunu, "Özal yaşasaydı acaba ANAP'ta olur muydu? Zaten kendisi de istifa etmişti. O nedenle ben de ANAP'ta değilim" diye yanıtladı. Toplantıda, MHP'nin Beylikdüzü Belde Belediye Başkan adayı İsa Falay ile Mimarsinan Belde Belediye Başkan adayı Bülent Yarar da tanıtıldı.

Turhallılar trilyon peşinde

Milli Piyango'nun yılbaşı çekilişindeki büyük ikramiye talihlisi olarak ortaya çıkan Ateş'in, 'Bileti kaybettim' demesi Turhal halkını panikletti. Halk 2.5 trilyonun ilçe dışına çıkmasından korkuyor.

Milli Piyango'nun yılbaşı özel çekilişinde 10 trilyon liralık büyük ikramiyenin isabet ettiği çeyrek biletlerden birinin satıldığı Tokat'ın Turhal ilçesinde, talihli bilmecesi sürüyor. İlk gün 'Talihli benim' diye ortaya çıkan belediye işçisi Volkan Ateş'in biletini kaybettiği
yönündeki açıklamasını inandırıcı bulmayan ilçe halkı, "2.5 trilyonun Turhal dışına kaçmasından korkuyoruz" diyor.
İlk gün ikramiyenin kendisine çıktığını söyleyen Ateş, "İzmir'deki polis yakınımı bekliyorum. İşlemleri onunla yapacağız" demişti. Ateş bir gün sonra bileti kaybettiğini söyleyince, işler karıştı.
Günlerdir evinin önünde bankacılar ve gazeteciler bekleyen, bileti kaybetmesi nedeniyle sağlık durumunun bozulduğu söylenen Ateş'in,
İzmir'deki akrabası dün ilçeye ulaştı. Adının İsmail olduğu öğrenilen polis akrabanın gelmesiyle, Turhal'da panik başladı.
Turhallılar, polis akrabanın 2.5 trilyon lirayı İzmir'e götüreceği kaygısıyla Belediye Başkanı Duran Evren'in kapısını çaldı. Halk, Evren'den,
paranın Turhal'da kalmasını sağlamasını istedi.
Volkan Ateş'in eniştesi Nevzat Soylu ise, dün şu açıklamayı yaptı: "Volkan bileti kaybettiğini söylüyor. Ancak nerede kaybettiğini bilmiyor. Tüm aramalarımıza rağmen bileti bulamadık. Volkan şaşkınlık ve şok içinde bileti nereye koyduğunu unutmuş olabilir."
Bu arada, asgari ücretle çalıştığı Turhal Belediyesi'ndeki görevine 1 Ocak'tan itibaren mazeretsiz üç gün gitmeyen Ateş, işten atıldı. Büyük ikramiye biletinin satıldığı Zümrüt Tekel Bayii'nin ise işleri açıldı, 9 Ocak çekilişi için gelen tüm biletler satıldı.

İslamcı teröre isim kılıfı

Radikal İslamcı terör örgütleri hakkında personelini eğitmeye hazırlanan Emniyet, terörle mücadele polisleri için düzenleyeceği kursa, 'Dini motifli oluşumların analizi' adını koydu.

İstanbul'daki intihar eylemlerinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başlattığı 'İslami terör' tartışmasından Emniyet de etkilendi. Radikal İslamcı terör örgütleri hakkında personelini eğitmeye hazırlanan Emniyet Genel Müdürlüğü, terörle mücadele polisleri için düzenlediği kursa, 'Dini motifli oluşumların analizi' adını koydu.
Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner başkanlığındaki bir komisyon tarafından
oluşturulan eğitim programına göre, bu yıl teşkilattaki polislere 256 ayrı konu hakkında eğitim verilecek.

Erdoğan'dan etkilendiler

Emniyet genel müdür yardımcıları ve daire başkanlarından oluşan komisyonun eğitim programını hazırlarken, İstanbul'daki bombalı saldırıların ardından
"Terörle İslam'ın yan yana getirilmesi tüylerimi diken diken ediyor" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan'dan etkilendiği görüldü.
Emniyet'in 2004 yılı eğitim programına göre, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı (TEMÜH), 2004 yılı içinde personelini yedi ayrı konuda meslek içi eğitimden geçirecek. TEMÜH Dairesi'nde ve illerdeki terörle mücadele şubesindeki görevli amir ve memurlar, insan hakları, bölücü terör örgütleri, sol terör örgütleri, terörle mücadelede temel eğitim, terörle mücadele bilgilendirme-koordinasyon ve psikolojik harekât konularında eğitim verilecek.


Mücadele yöntemleri

Terörle mücadele polislerine bu yıl ayrıca radikal İslamcı terör örgütleri ve bunlarla mücadele yöntemleri de anlatılacak.
İslamcı terör örgütlerini kapsayan kurs Emniyet Genel Müdürlüğü'nün eğitim programına, 'Dini motifli oluşumların analizi' olarak yansıdı. Eylül ve ekim aylarında düzenlenecek kursta, Hizbullah, İBDA-C ve Kaide gibi radikal İslamcı örgütler ve bu örgütlerle mücadele yöntemlerinin anlatılacağı öğrenildi.

Kültür Sanat Rehberi

Bildik hikâyenin bilinmeyeni

Tiyatro Ti 'Adamın Biri' adlı oyunu sahneliyor. Hakan Pişkin ve Birgül Oğuz tarafından, Daniel Kharms'ın çeşitli öykülerinden yola çıkarak yazılan, müzikleri Ayhan Öztürk'e ait olan 'Adamın Biri' adlı kabarede Hakan Pişkin, Evren Duyal ve Şevki Çepa rol alıyor. 'Adamın Biri', şaşırtıcı ve komik, komik olduğu kadar da trajik herkesin bildiği ya da bilmeye aday olduğu bir öyküyü bir kez daha seyirciye hatırlatıyor. Oyun, gerçekliği çarpıtıp, onu bireylere olmadık biçimlerde sunan bir güç merkezi savından yola çıkarak ideoloji, iktidar, sistem ve birey kavramlarını tartışmaya açıyor. 'Adamın Biri' çok parçalı bütünlüğü içinde
yaşamın kanıksanmış görünümlerinin bambaşka görme biçimlerine de açık olabileceği görüşünü savunan bir oyun. 'Adamın Biri' 9 Ocak Cuma saat 20.30'da Maya'da.
Tel 0212 252 74 52

Aydın Esen Aksanat'ta

Türkiye'nin en başarılı caz müzisyenlerinden Aydın Esen, karısı Randy Esen (vokal) ile birlikte 7 Ocak Çarşamba saat 20.00'de Akbank Kültür Sanat Merkezi'nde konser verecek. Dünyaca ünlü Berklee Müzik Okulu'ndan, normal koşullar altında dört yıl süren eğitimi sadece bir yılda tamamlayarak Modern Müzik ve Jazz dalında üstün başarı diploması alan, uluslararası besteci ve müzisyen Esen'in konseri Beyoğlu Caz Günleri kapsamında gerçekleşecek. Bilet için www.biletix.com.tr ya da Akbank Kültür
ve Sanat Merkezi
(0212 252 35 00).

Dino'ya destek olanlar

Cocteau hakkında bir şeyler söylemiş, 'şöhret' bağlamındaki benzerlikleri için Abidin Dino'yu da anmıştım. Kimseyi muhatap almayan bu yazıyı Ferit Edgü tersinden okudu.

Ferit Edgü'nün Radikal'deki yazıma verdiği cevabı şaşırarak okudum.
Yazım doğrudan Edgü'yü muhatap almıyordu. Kimseyi almıyordu. Ben Cocteau hakkında bir şeyler söylemiş, 'şöhret' bağlamındaki benzerliklerinden hareketle Abidin Dino'yu anmıştım. Oysa, Edgü, Dino'ya sahip çıkıyor.
Edgü'nün, Dino'yu sırtlaması doğal. Edgü, Dino'yu yıllardır taşıyor. Dino'ya edilmiş her söz onu ürpertiyor. O kadar ki, kimseyi muhatap almayan ve nedense (!) onu öfkelendiren yazıyı bile tersinden okuyor. Benim aslında Dino hakkında bir yazı yazmak istediğimi söylüyor. Değil. Bu, Edgü'nün çarpıcı rahatsızlığından kaynaklanan bir hata ve Edgü'nün
'yanlışlıklar komedya'sının ilki. İsteseydim doğrudan Dino hakkında yazardım.
İkincisi, benim sadece şöhret sahibi olmak ve onu hazırlayan ilişkiler bağlamında yaptığım ve öteye götürmediğim Cocteau-Dino karşılaştırmasını ilerletip, iki sanatçının farklı kimliklere sahip olduğunu vurguluyor. Bunlardan medet ummaya gerek yok. Yanı sıra, Edgü, beylik bir yaklaşımla, yazarına ne kazandırdığını bir türlü anlamadığım kinayelere, cinaslara vs. baş vuruyor. Edebiyatçılığından beklemediğim bir yüzeysellikle yaklaşıyor meseleye. Ben, bunları bir yana itip, işin 'Bay'lı filan kısmını geçip sadede geleyim.

'Sergilerden haberim yoktu'

Edgü'nün 'merdi kıpti' misalinde olduğunca, Dino'yu savunmak için söyledikleri beni yeniden düşündürttü. Polemiğe konu olan yazıyı yazarken yurtdışındaydım. Şu anda devam eden 'Dino salgını'nın farkında değildim. Edgü'nün andığı sergileri, yayımlanmış kitapları düşününce söylediklerimin doğruluğuna, haklılığına bir kez daha inandım.
Ayrıca, Edgü'nün söylediklerimi üstüne alıp verdiği cevap, bana, Dino'nu şöhreti/ilişkileri bağlamında ortaya koyduğum görüşleri şimdi daha somutlaştırma olanağı veriyor. Önce Abidin Dino hakkındaki düşüncelerimi açayım.
Benim, Dino hakkındaki görüşüm çok net. Bunu o yazıda da belirtmiştim: Dino'nun, deseni daha iyi olsa bile (ki, o da ağır bir stilizasyon altında ezilmiştir), ressamlığı, özellikle de boyası, çok su götürür. Doksan Çiçek/Dokunsan Çiçek vb. gibi resimleri, erotik (olduğu söylenen) çalışmaları, kimse kusura bakmasın, gülünçtür. Yazıda bunu öne sürmüştüm. Fakat bunu, Edgü'nün söylediği gibi, öyle spekülatif bir biçimde ortaya atmamıştım. Bir sanatçının niçin önemli olduğunu yazının bir yerinde uzunca boylu anlatmıştım. Şundan...

Papadopulos'tan Kıbrıs mesajı

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, yeni yıl mesajında 2004'ün Kıbrıs için 'tarihi bir istasyon' olacağını ve '30 yıllık ülkünün' gerçekleşeceğini söyledi. 'Mayıs 2004'teki AB üyeliğinin kendilerini rehavete sürüklememesi gerektiğini' kaydeden Papadopulos, "Bu tarihle yeni bahisi kazanabiliriz" dedi.
Kuzey'e de mesaj veren Papadopulos, 'yeni yılın, Kıbrıslı Türklere, birleşik bir Kıbrıs çerçevesinde Rumlarla beraber, AB'ye üyeliğin avantajlarından yararlanmaları olanağını sağlamasını' diledi. Rum lider, "Bu ana stratejik hedefi başarabilmemiz için çabalayacağım. BM Genel Sekreteri'ne gönderdiğim mektupla, Rum tarafının, soruna 1 Mayıs'tan önce çözüm bulunması hedefiyle Annan Planı temelinde müzakerelere katılma konusundaki ısrarlı istekliliğini teyit ettim. 2004 yılı Kıbrıs için tarihi bir istasyondur. En azından 30 yıllık bir ülkü yerine geliyor" ifadelerini kullandı.
 

kültür üniversitesi